KUTSAL YEDİ DÜŞLERİN ÜZERİNDEKİ KÜLLER
Hoş geldiniz.
Ben Timuçin İlkay Öztürk.
Yıllar boyunca aklımda tek bir soru vardı: Bir fantastik evren, yalnızca büyü ve savaşlardan ibaret olmak zorunda mı? Bu sorunun peşinden giderken, kendimi yalnızca bir roman değil; kendi tarihi, coğrafyası, mitolojisi, dili, kültürü ve kozmolojisi olan bir dünya inşa ederken buldum. Kutsal Yedi, tam da bu yolculuğun sonucudur. Bu evrende her krallığın kendine özgü bir geçmişi, her ırkın kökeni, her inancın bir nedeni ve her kararın bir bedeli vardır. Buradaki hiçbir olay yalnızca hikâyeyi ilerletmek için yazılmadı. Her ayrıntı, birbirini tamamlayan büyük bir bütünün parçası olarak tasarlandı. Kutsal Yedi’yi yazarken en çok önem verdiğim şey, okurun “inanabilmesi” oldu. Fantastik edebiyat benim için gerçeklikten kaçmak değil; kendi kurallarıyla yaşayan, mantığını kendi içinde kurabilen yeni bir gerçeklik yaratmaktır. Bu yüzden evreni oluştururken yalnızca mitolojiden değil; kozmoloji, evrimsel düşünce, enerji sistemleri, tarih, felsefe ve insan psikolojisinden de ilham aldım. Amacım bilimsel bir eser yazmak değildi; kendi iç tutarlılığı olan, neden-sonuç ilişkileriyle işleyen bir dünya kurmaktı. Bu hikâyede mutlak iyi ya da mutlak kötü karakterler bulamayabilirsiniz. Çünkü bana göre insanı insan yapan şey, yaptığı seçimlerdir. Belki de bu yüzden Kutsal Yedi’nin merkezindeki en büyük çatışma iki kişi arasında değil; kader ile irade arasındadır.
Eğer siz de yalnızca okunacak değil, keşfedilecek bir dünya arıyorsanız, doğru yerdesiniz.
Bu yolculukta bana eşlik ettiğiniz için teşekkür ederim.
Timuçin İlkay Öztürk


TOPLUMİZM
Merhaba, ben Timuçin İlkay Öztürk.
TOPLUMİZM’i yazmaya başlarken aklımdaki soru, gelecekte hangi teknolojiyi kullanacağımız değildi. Asıl merak ettiğim şey şuydu:
İnsanlık, güvenlik uğruna özgürlüğünden ne kadar vazgeçebilir?
Bugün yapay zekâ, büyük veri, biyoteknoloji ve nörobilim her geçen gün daha hızlı gelişiyor. Bu gelişmeler hayatımızı kolaylaştırırken, aynı zamanda yeni sorular da doğuruyor. Bir gün suç işlemeyi tamamen engelleyebilen bir sistem geliştirilse, bunu gerçekten reddeder miydik? Yoksa huzur adına irademizi gönüllü olarak teslim mi ederdik? TOPLUMİZM, bu soruların etrafında şekillenen bir distopya. Benim için en değerli şey, kitabın son sayfasını kapattığınızda kendinize şu soruyu sormanız:
“Düşüncelerimin gerçekten ne kadarı bana ait?”
Bu yolculukta bana eşlik ettiğiniz için teşekkür ederim.
Timuçin İlkay Öztürk
TRİA
Onlar binlerce yıldır izliyor.
İnsanlığı, seçimlerini, hatalarını… ve tekrarlarını.
Ama bazı gerçekler vardır ki, fark edildiği an her şeyi değiştirir.


Merhaba, ben Timuçin İlkay Öztürk.
Her hikâye, insanın içinde uzun süre sessizce büyüyen bir düşünceyle başlar. Gecenin İki Yüzü de benim için tam olarak böyle bir roman oldu. Bu hikâyeyi yazarken amacım yalnızca olayları anlatmak değil; insanın karanlıkla aydınlık, korkuyla cesaret ve gerçekle yanılsama arasında verdiği görünmez mücadeleyi okura hissettirebilmekti. İnanıyorum ki her insanın, başkalarının gördüğü bir yüzü ve yalnızca gecenin bildiği bir yüzü vardır. Bu roman, tam da o ikinci yüzün peşinden gidiyor.
Umarım bu yolculuk boyunca karakterlerin yaşadıklarında kendinizden de bir parça bulur, hikâye sona erdiğinde ise aklınızda yalnızca olaylar değil, cevaplarını aramaya devam edeceğiniz sorular kalır.
Timuçin İlkay Öztürk
